MİLLİYET NUH TUFANI KONUSUNDA YANILIYOR

Milliyet gazetesinin 8 Mart 2004 tarihli sayısında, Hz. Nuh'un gemisi ile ilgili bir haber-yorum yer aldı. Milliyet, İngiliz BBC kanalında yayınlanan bir belgeselden hareketle, Hz. Nuh zamanında yaşanan tufanın ve bu tufandan kurtulmak için Hz. Nuh'un inşa ettiği geminin gerçek olmadığını ileri sürüyordu.

Bu iddia gerçekte büyük bir yanılgıdır. Ve aynı zamanda önemli bir bilgisizliğin de göstergesidir.

Çünkü Milliyet 'in sözünü ettiği belgeselde söz alan uzmanlar, Nuh Tufanı'nın mümkün olmadığını değil, tüm dünyayı içine alan bir tufanın mümkün olmadığını anlatmışlardır. Milliyet 'in haberindeki paragraflardan da bu gerçek açıkça anlaşılmaktadır:

"Nuh'un Gemisi adlı belgeselde, sunucu Jeremy Bowen'ın bilim adamları ve tarihçilerle yaptığı mülakatlar ekrana getirildi. Bilim adamları, tüm dünyanın efsanede yer aldığı gibi sular altında kalmasının mümkün olmadığını, dünyanın tüm okyanuslarında bu kadar büyük miktarda su bulunmadığını, 40 gün ve gece boyunca hiç durmadan yağmur yağsa bile bunun gerçekleşmeyeceğini belirtti."

Ancak elbettte tüm dünyayı değil, belirli bir bölgeyi içine alan bir tufanın yaşanmış olmasının önünde hiç bir engel yoktur.

Nitekim Nuh Tufanı'nı inceleyen pek çok bilim adamı veya teolog da bu kanıdadır. Yani tufanın tüm dünyayı değil, Mezopotamya'daki belirli bir bölgeyi kapladığını düşünmektedirler. Eski Ahit'te yer alan ve tüm dünyanın sularla kaplandığını belirten açıklamanın, sembolik olduğu görüşündedirler.

Meselenin çok önemli bir yönü ise, Kuran-ı Kerim'de anlatılan Hz. Nuh kıssasında, tüm dünyayı saran bir tufandan söz edilmeyişidir. Aksine, pek çok tefsirci, Kuran'da anlatılan Nuh Tufanı kıssasının yerel bir afet olduğu görüşündedir. Bu yerel afetin izlerinin Mezopotamya'da yapılan arkeolojik çalışmalarda bulunduğu ise bilinmektedir.

Öte yandan, Nuh Tufanı'na benzer bir anlatımın Gılgamış Efsanesi'nde de yer almış olmasının, Milliyet 'in kast ettiği gibi bir manası yoktur. Tufan anlatımı, sadece Gılgamış Efsanesi'nde değil, daha pek çok kültürde de yer almaktadır. Birbiriyle bağlantısız bu kültürlerin hepsinde birden benzer tufan anlatımları olmasının ne açıklaması olabilir? Harun Yahya'nın, "Kavimlerin Helakı" isimli kitabında bu konuda şu cevap verilmektedir:

"Hak dini tebliğ eden peygamberlerin ağzından hemen her kavme duyurulmuş olan Tufan, zamanla çeşitli dejenerasyon ve eklemelerle karıştırılarak, sözü edilen toplumların efsaneleri haline dönüştürülmüştür. Allah, Nuh Tufanı'nı, insanlara bir ibret ve ders konusu teşkil etmesi için farklı toplumlara gönderdiği peygamberler ve kitaplar yoluyla aktarmıştır. Ancak her defasında metinler orijinalinden uzaklaştırılmış ve Tufan anlatımlarına mistik, mitolojik öğeler katılmıştır. Arkeolojik bulgularla uyuşan ve onları tasdik eden tek kaynak ise Kuran'dır."

Dolayısıyla, Kuran-ı Kerim'deki Nuh Tufanı kıssasının doğruluğu, arkeoloji biliminin bulgularıyla da desteklenir durumdadır.

Nuh Tufanı'nın var olmadığı iddiasıyla ortaya çıkan, Milliyet gazetesi ise büyük bir aldanış içindedir. Milliyet 'in yorumu gerçekleri yansıtmamaktadır.

 

 

 

   
 
Ana Sayfa
 

 

www.bilgilerdunyasi.net © 2004