YAĞMURLARIN ÖNÜNDEKİ MÜJDECİ RÜZGARLAR

Yaprağın dahi kımıldamadığı sıcak bir yaz gününde birdenbire ortaya çıkan serinletici meltemler, denizleri alt üst eden , ağaçları kökünden söküp, arabaları ve evleri, oradan oraya savuran kasırgalar, bulutları önlerine katıp biraraya getiren ve yağmurları başlatan fırtınalar... Hepsi çoğu kişinin sıradan bir doğa olayı olarak gördüğü rüzgarlar sayesinde gerçekleşir. Peki nasıl oluyor da bir rüzgar, yüzümüzü hafif hafif okşayan bir esinti iken geçtiği yerleri darmadağın eden kasırgalara dönüşebiliyor?

Rüzgar, Yüce Allah'ın pek çok hikmetle yarattığı bir doğa olayıdır. Allah bir ayetinde, rüzgarı da diğer tüm yaratılış delilleri gibi insanların düşünüp O'nun varlığını ve kudretini kavramaları için özel olarak yarattığını bizlere şöyle bildirir:

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

Rüzgarlar Nasıl Oluşur?

Havanın ısınması, ısınan kütlenin genişlemesine, dolayısı ile harekete geçerek yükselmesine neden olur. Yükselen hava kütlesi "korunmuş tavan" özelliği gösteren atmosferin dışına çıkamaz. Bu nedenle de yükselen hava kütlesi önce dikey sonra yatay yönde hareket eder. İşte bu noktada havanın ısınıp kütlesel olarak yer değiştirmesi, yerküre üzerinde çeşitli basınç merkezleri oluşmasına neden olur. Ancak atmosferin yaptığı basınç dünyanın her yerinde aynı değildir. Yerçekimine, sıcaklığa ve bulunulan yerin yüksekliğine bağlı olarak değişir. Bu biçimde yüksek ve alçak basınç merkezleri oluşur. Atmosferdeki yüksek basınç alanları tepelere, alçak basınç alanları ise çukurlara benzetilebilir. Hava da tıpkı su gibi akıcı bir özelliğe sahiptir. Hava, yüksek basınç alanlarından alçak basınç alanlarına doğru, sanki yamaçlardan akan su gibi hareket eder ve rüzgarları meydana getirir.

Yüce Allah rüzgarları birçok ayette "müjde vericiler" olarak tanımlamaktadır:

Size Kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yürütmesi ve O'nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki şükretmeniz için, rüzgarları müjde vericiler olarak göndermesi, O'nun ayetlerindendir. (Rum Suresi, 46)

Ya da karanın ve denizin karanlıkları içinde size yol gösteren ve rahmetinin önünde rüzgarları müjde vericiler olarak gönderen mi? Allah ile beraber başka bir İlah mı? Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir. (Neml Suresi, 63)

Şüphesiz, Yüce Allah'ın müjde vericiler olarak tanımladığı rüzgarların canlı yaşamı üzerinde büyük etkisi vardır.

Hava Sıcaklığını Belirleyen Rüzgarlar

Meltemler, sıcak mevsimlerde, karalar ve denizler arasındaki ve basınç farkından doğan kısa süreli rüzgarlardır. Hava sıcaklığının yüksek olduğu öğle saatlerinde, kara çok fazla ısındığı için üzerindeki basınç alçalır. Bu biçimde yüksek basınç merkezi olan denizden, alçak basınç merkezi olan karaya doğru esen rüzgar havayı serinletir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Yüce Allah'ın hikmeti gereği bu rüzgarın sıcak mevsimde ve günün sıcak saatlerinde denizden eserek havayı serinletmesidir. Geceleri ise hava zaten serin olduğundan daha fazla serinlemesine gerek yoktur. Bu nedenle mekanizma tersine dönerek işler. Ülkemizin Ege kıyılarında yer alan İzmir'de yaz aylarında esen imbat bu rüzgara tipik örnektir.

Bazı rüzgarlar ise geldikleri yere göre daha sıcaktır. Bu gruptakilerin en tanınmış olanı Fön adı verilen rüzgarlardır. Söz konusu rüzgarlar yükselen hava kütlesinin bir dağı aşarak öteki yamaçta alçalması ile oluşurlar. Rüzgarla taşınan hava alçalma hareketi sırasında her 100 m.de 1 0C kadar ısınır ve diğer yamaca sıcak ve kuru olarak iner. Bu rüzgarlar, İsviçre Alplerinin kuzey yamaçları ve ülkemizin Doğu Karadeniz ve Toros dağlarının denize bakan kesimlerinde görülür. Böylece buralarda esen rüzgarlar, dünyanın dağlık ve serin kısımlarına hakim olan sert iklim koşullarını yumuşatma görevini yerine getirmiş olur.

Rüzgarlar ve Yağmurların Yağması

Kuran-ı Kerim'de birçok ayette, (Araf Suresi, 57, Hicr Suresi, 22, Furkan Suresi, 48-49, Neml Suresi, 63, Rum Suresi, 46, Rum Suresi, 48, Fatır Suresi, 9, Zariyat Suresi, 1,2,3) rüzgarın yağmur oluşumu üzerindeki etkisi, yağmurun oluşma mekanizması detaylı olarak anlatılır. Yağmurun hammaddesi olan su zerreleri rüzgar yoluyla havalanır ve ardından bulutlar meydana gelir.

Dünya üzerinde atmosferin genel dolaşımı içinde sürekli esen rüzgarlar Alizeler ile Batı rüzgarları, yeryüzünün çeşitli kısımlarının iklim ve yağış özelliği üzerinde etkili olurlar. Bu rüzgarlar nemli hava kütlelerini önlerine katarak sürükler veya havanın yükselerek soğumasına neden olurlar. Soğuyan havanın içinde bulunan su buharı yoğuşur ve yağmur halinde yeryüzüne düşer. Nitekim ortalama 300 kuzey ve güney enlemleri arasında esen Alizelerin karşılaştığı hava daima yükselerek soğur ve bu yüzden ekvatoral kuşakta bol yağış meydana gelir.

Batı rüzgarları ise orta kuşaktaki karaların batı kıyılarına nemli deniz havasını getirir; buraların ılık ve yağışlı olmasını sağlar. Nitekim Yüce Allah bir ayetinde nem yüklü bulutları (hava kütleleri de kastediliyor olabilir. En doğrusunu Allah bilir) rüzgarların önünde sürüklediğini şöyle belirtir:

Allah, rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece Biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip- yayılma da böyledir." (Fatır Suresi, 9)

Batı rüzgarları gibi nemli deniz havasını taşıyan diğer rüzgarlar musonlardır. Güney ve Doğu Asya ülkeleri, Gine Körfezi, Doğu Afrika, Meksika Körfezi ve Orta Amerika kıyılarında etkili olan bu rüzgarlar kara ve denizler arasındaki ısınma ve basınç farkları nedeniyle mevsimlere göre farklılık gösterirler. Yazın karaya, kışın denize doğru esen bu rüzgarlar yazın denizden getirdikleri nemli havayı kara üzerinde bırakırlar. Bu nedenle birçok kalabalık muson ülkesinde tarımın temelini, bu yaz yağışları meydana getirir. Yüce Allah bu durumu bazı ayetlerinde şöyle bildirir.

Gece ile gündüzün art arda gelişinde (veyba aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi,5)

Rüzgarlar Enerji Kaynağıdır

Dünyadaki enerji talebi her yıl %4-5 civarında artmaktadır. Fakat elektrik enerjisinin üretilmesinde çoğunlukla kullanılan fosil yakıtlar gün geçtikçe tükenmektedir. Hatta bazı bilim adamları 2030 yılında petrol rezervlerinin ihtiyacı karşılayamayacağı görüşündedir. Ayrıca sanayi devriminden bu yana atmosferdeki CO2 oranı yaklaşık olarak %30 oranında artmıştır. Bu durum fosil yakıt kullanımının atmosfere verdiği zararı da ortaya koymaktadır. Bu nedenle rüzgar enerjisi yenilenebilir enerjiler arasındaki en gelişmiş ve ticari açıdan en elverişli enerji türüdür. Tamamıyla doğa ile uyumlu olduğu için fosil yakıtların atmosfere verdiği zehirli gazlar rüzgar türbinleri için yoktur. Tükenme ihtimali olmayan bir enerji kaynağı olduğu gibi en ucuz yenilenebilir enerji kaynaklarındandır. Uygun rüzgar alanlarında, geleneksel fosil yakıtlar ve nükleer enerji ile rahat rekabet edebilecek düzeydedir. Maliyeti de rüzgar teknolojisi geliştikçe ve kullanım alanları arttıkça düşmektedir.

Rüzgar türbinleri kuruldukları alanın sadece %1'ini kullanırlar dolayısı ile kalan kısımlarda tarımsal faaliyetler yapılabilir. Bugün dünyanın toplam teknik rüzgar potansiyeli yıllık 53.000 Terawattsaattir. Bu değer bütün dünyanın bugünkü elektrik tüketiminin 4 katıdır. Son yıllarda rüzgar türbinlerindeki hızlı gelişim beraberinde büyük enerji miktarlarının bu santraller tarafından üretilebileceği gerçeğini ortaya koymaktadır. Nitekim Yüce Allah bir ayetinde rüzgarı Hz. Süleyman'ın emrine verdiği ve bereketler kıldığını bildirmektedir. Yüce Allah Hz. Süleyman'a rüzgar enerjisini kullanan bir teknik ilham etmiş olabilir. (en doğrusunu Allah bilir).

Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz herşeyi bilenleriz. (Enbiya Suresi, 81)

Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler vardı. Onlardan kim Bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın ateşin azabından taddırırdık." (Sebe Suresi, 12)

Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. (Sad Suresi, 36)

Rüzgarlar yelkenli gemiler devrinde önemli rol oynamışlardır. Alizelere bazı yabancı dillerde "ticaret rüzgarlar" adı verilmesinin nedeni de budur. Günümüzde de gemiler rüzgarın itici gücünden yararlanmaktadır.

Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız." (Yunus Suresi, 22)

Rüzgarların Aşılayıcı Özelliği

Rüzgarlar yağmur damlasını oluşturacak kristalleri taşıyarak bulutları, tohumlarının taşınması ile de bitkileri aşılar. ( Harun Yahya, Allah Akılla Bilinir, İstanbul: Global Yayıncılık: Temmuz 2000 )

Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine-koruyucuları değilsiniz. (Hicr Suresi, 22)

Eğer rüzgarlar Yüce Allah'ın belirlediği bir ölçü ile olmasaydı;

Rüzgarların etkisi ile yağmur yağan muson ülkelerinde yağışların az yağdığı veya geciktiği yıllarda kıtlıklar olurdu.

Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik; Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için. (Furkan Suresi, 48-49)

Rüzgarların herşeyin Hakimi Allah'ın belirlediği ölçüden daha hızlı esmesi durumunda sürekli olarak fırtınalar meydana gelirdi. Özellikle tropikal kuşakta görülen ve hızları saatte birkaç yüz km.yi bulan sarmal hava hareketleri biçimindeki tayfunlar yıkıcı ve tahrip edici etkisi ile büyük zararlara neden olurdu. Nitekim ABD'nin Michigan Eyaletinde 1953 yılında meydala gelen kasırgada yüzlerce insan ölmüş, birçok kişi de evsiz kalmıştır. Yüce Allah bir ayetinde dilerse taş yağdıran fırtınalı rüzgarlar gönderebileceğini şöyle bildirir:

Yoksa gökte olanın üzerinize 'taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgar' göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde Benim uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz.
(Mülk Suresi, 17)

Nitekim Rabbimiz bazı kavimleri bu tip rüzgarlarla helak etmiştir:

Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik." (Zariyat Suresi, 41)

Rüzgarların serinletici etkisi kavurucu bir soğuğa dönüşebilir veya çöl bölgelerinde esen Hamsin, Sirokko gibi adlar alan sıcak kurak rüzgarlar biçiminde olabilirdi. Her iki durumda da bitkisel yaşam olanaksız olurdu, bitkisel yaşamın olmaması ise besin zinciri gereği tüm canlı yaşamının yok olmasına neden olurdu.

İklimler alıştığımız özelliklerinden çok farklı olurdu. Bugün kullanımı gittikçe artan ve alternatif enerji kaynağı olarak düşünülen rüzgarlardan hiç söz edilemezdi.

Allah rüzgarları insanlar için büyük bir nimet olarak yaratmıştır. İnsana düşen bu önemli nimet için Allah'a şükretmektir:

Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır.
(Şura Suresi, 33)

 

 

   
 
Ana Sayfa
 

 

www.bilgilerdunyasi.net © 2004