İçeceği Su Ağzına Gelen Böcek Stenocara

 
 

Çölde yaşayan bir canlı için en büyük sorunlardan biri ne olabilir? Elbette su ihtiyacını karşılamak...Ne var ki Namib çölünde yaşayan stenocara böceği için bu durum pek de sorun oluşturmuyor. Böceğin sırtındaki özel dokular havadaki damlacıkları yakalıyor, yoğuşturuyor ve doğrudan canlının ağzına iletiyor! Bu sistem şimdi dünyanın kurak bölgelerinde yaşayan insanlara su sağlama projelerine ilham kaynağı oluyor.

 

Stenocaranın yaşadığı yer Güney Afrika'da bulunan Namib çölü. Bu çöl dünyanın en kurak alanlarından biri olarak gösteriliyor. Burada 60 dereceyi bulan gündüz sıcaklıklarının yanısıra esen sert rüzgarlar da yaşamı son derece zorlaştırıyor. Yağmur neredeyse hiç görülmüyor. Namib çölünde yaşayan canlılar için tek su kaynağı, ayın sadece 6 günü sabahları ortaya çıkan sis damlacıkları.

Bu çölde yaşayan az sayıdaki canlı türünü inceleyen Chris Lawrence ve Andrew Parker isimli İngiliz bilim adamları stenocara böceklerinin diğer türlere nazaran sıcaklarda daha hareketli olduğunu gördüler. Bir ekip çalışması sonucunda toplanan stenocara böcekleri Lawrence ve Parker tarafından da detaylı bir laboratuvar incelemesi tabi tutuldu. Böceğin mikroskop altında incelenen sırtında suyu şaşırtıcı bir şekilde yakalayıp hayvanın ağzına ileten özel bir tasarım olduğu ortaya çıkarıldı.

Harika sistem nasıl çalışıyor?

Stenocara böceğinin sırtında tepecikler bulunuyor. Ancak bu tepelerin zirveleri ve yamaçları arasındaki dokular birbirinden farklı özellikteler. Zirvelerin arasında uzanan yamaçlar ve vadiye benzeyen kanallar balmumu benzeri bir malzemeyle kaplılar. Bu malzemenin özelliği suyu iterek etkili bir şekilde iletmesi. Buna karşın zirvelerde bu malzemeden bulunmuyor. Bu yüzden zirveler suyu iten değil çeken bir özelliğe kavuşuyor. Havadaki su damlacıkları, camla temas eden su buharı gibi zirvelere yapışıp yoğuşuyorlar. Yapışan su miktarının artmasıyla birlikte ağırlığı da artan su damlacığı yamaçlara doğru kaymaya başlıyor. Yamaçlara geldiği anda bu defa suyu iten özellikte dokuyla karşılaşan su damlacığı bir teflon tavadaki su damlacığı gibi davranıyor ve kolayca kayıveriyor. Böceğin ağzına doğru ve birbirlerine paralel uzanan kanallar suyu etkili bir şekilde taşıyarak böceğin ağzına iletiyorlar. Bu kanallarda suyun akabilmesi, kanal yüzeyindeki gözle görülmeyecek kadar küçük tümseklere dayanıyor. Milimetrenin sadece 100.000 de biri çapında olan bu tümsekler engebeli bir arazi oluşturuyor. Yüzeyin kabartılı olması, su damlasının hareketini hızlandırıyor. Yüzeyle temas alanı azalan su damlacığı daha az bir sürtünme kuvvetine sahip oluyor ve hiçbir kayba uğramadan böceğin ağzına akıyor. Bu durumda böceğe ağzını açıp beklemekten başka birşey kalmıyor!

Bilim adamlarının Nature isimli bilim dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, böceğin sırtında adeta bir mimari plan bulunuyor. Bilim adamları su damlasını etkileyen faktörler arasında matematiksel bir denklem bulunduğunu ortaya çıkardılar. Buna göre rüzgarın hızı, su damlacığının ideal büyüklüğü ve tepenin eğimindeki açı arasında özel bir denge kurulu. Yani tepelerin açısı biraz daha farklı olsa veya balmumuyla kaplı yüzey biraz daha dar olsa su böceğin ağzına akamadan buharlaşacaktı. Elbette böyle bir durumda böcek bu su toplama sisteminden mahrum kalacaktı.

Verimlilikte Mevcut Teknolojiyi İkiye Katlıyor

Bilimadamları bu küçücük böceğin sırtında bir mühendislik harikası bulunduğunu belirtiyorlar. Hatta günümüzde 22 ülkede kullanılan sis toplama ünitelerinden çok daha etkili olduğunun altını çiziyorlar. Yandaki resimde gördüğünüz ağ, sis bulutlarından içme suyu elde etmek için bilim adamlarınca tasarlanmış. Plastikten yapılma bu ağla karşılaşan sis bulutları ağla temas edince yoğuşup aşağıda kurulu borulara aktarılıyor ve evlere dağıtılıyorlar. Stenocara'nın su toplama sisteminin kaşifi olan Parker, stenocaranın sırtını taklit eden bir kaplama üreterek su toplama verimini ölçtü. Buna göre plastik sis toplama ağı metrekarede 13 litre toplarken stenocara tasarımı 23 litre su topluyor. Bu böcekteki mühendislik tasarımına hayran olan bilim adamları bu tasarımı taklit ederek üretebileceklerini bildiriyorlar.

Bu böcekteki kompeks tasarımın özel olarak yaratıldığı apaçık ortadadır. Hiçbir böcek çölde yürürken sırtında özel tepecikler çıkaramaz, bunları özel malzemelerle kaplayamaz, tepe eğiminin uygun matematiksel açısını belirleyemez. Bir bilim adamının tasarladığından iki kat daha etkili bir su toplama ünitesi tasarlayamaz. Yüce Allah yaşadığı sıcak ortamda böceğe böyle etkili bir su toplama sistemi bahşetmiştir. Bilimin doğadaki tasarımı taklit etmeye başlaması O'nun yaratışının kusursuzluğunu göstermektedir.

"O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?

Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir". (Mülk Suresi, 3-4)

 




 

Ana Sayfa

 

www.bilgilerdunyasi.net © 2004