Filin Şnorkel Sistemi

 
 

Hortumlarını bir şnorkel gibi kullanan fillerin suyun basıncına nasıl dayandıklarını araştıran bilim adamları hassas bir basınç indirgeme sistemiyle karşılaştılar. Son derece işlevsel bir doku sayesinde fil akciğerleri suyun basıncı altında patlamadan dayanabiliyor.

 

Filler karada yaşayan canlıların en büyükleridir. Ancak sahip oldukları hortum sayesinde suyun altında gidebilecek kadar iyi yüzücüdürler. Bedenleri tamamen suya gömülü olduğu halde, hortumlarını bir şnorkel gibi kullanarak solunum yapabilirler.

Suyun altında şnorkel solunumu yapabilen filler bilimadamları için açıklanması güç bir durum ortaya koyuyorlar. Çünkü akciğerlerinin su altında dayandığı basınç, diğer tüm memelilerin akciğerlerini anında patlatacak kadar güçlü.

Filler suyun altındayken akciğerlerinde iki türlü basınç oluşuyor. Bunlardan birincisi hortum sayesinde akciğerleri dolduran havanın oluşturduğu iç basınç. İkincisi ise havadan çok daha yoğun olan suyun akciğerlere uyguladığı dış basınç. Bir canlının su altında yaşamını sürdürebilmesi için bu iki basıncın dengede olması gerekiyor. Eğer dış basınç çok fazla artacak olursa akciğeri kuşatan kılcal damarlar basınca dayanamayıp yırtılıyorlar. Ciğeri tahrip olan canlı derhal ölüyor. Söz konusu basınç faktörü, balık adamların kullandığı şnorkellerin boyunu da belirliyor. Bu yüzden 30 santimi geçen bir şnorkel satın alabilmeniz mümkün değil.

Fillerin bu basınç farklılığına nasıl dayanabildikleri sorusuna cevap veren kişi John B. West oldu. San Diego'daki California Üniversitesi Tıp Okulu'nda akciğer fizyoloğu olarak çalışmalarını sürdüren West, fil akciğerlerindeki dokuları inceledi. Araştırmasının sonuçları, 2002 Ağustos'unda San Diego'da Amerikan Fizyoloji Derneği tarafından düzenlenen bir konferansta ele alındı(1).

Filler dışındaki memelilerde, akciğerlerle göğüs kafesi arasında bir boşluk bulunuyor. Plevral boşluk adı verilen bu bölüm (plevral: akciğer zarıyla ilgili olan), fillerde yerini özel bir dokuya bırakıyor. Anatomide bağ dokusu adı verilen bu yumuşak doku iki bölgeyi birbirine bağlıyor. Böylece fillerin göğüs kafesiyle akciğerleri arasında boşluk yerine tampon bir doku bulunuyor. John West bu dokuyu şöyle tarif ediyor:

“Kas değil, et de değil; parçaların birbiri üzerinde hareket etmesini kolaylaştıran, kaygan bir malzeme bu. Bu anatomi başka hiçbir memelide bulunmuyor” (2)

West,bu özel dokunun sahip olduğu lifli yapı sayesinde esnek bir özellik kazandığını ekliyor(3). Akciğerleri bir yastık gibi çevreleyip koruyan bu esnek doku, akciğerlere hava girdiğinde küçülüp ciğerlere yer açıyor. Görüldüğü gibi akciğerdeki bağ doku son derece özel bir yapıya sahiptir. Dokunun bu yapısı ve file sağladığı faydalar gözönüne alındığında özel olarak tasarlandığı ortaya çıkar. Elbette her tasarım bizlere kendisini tasarlayan bilinçli bir varlığı haber verir. Fillerdeki bu özel doku da bizlere Yaratıcısı'nı gösterir. Herşeyin Yaratıcısı olan Yüce Allah, fillerin akciğerindeki bu üstün tasarımın da sahibidir. Bu gerçek bir Kuran ayetinde şöyle haber verilir:

“Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinde vekildir” (Zümer Suresi, 62)


Notlar

(1) Eurekalert.com: For elephants, it's not just their ears and trunk that make them unique on land, 26 Ağustos 2002:
http://www.eurekalert.org/pub_releases/2002-08/aps-fei082602.php

(2) National Geographic.com: Hillary Mayell, Snorkeling Elephants and the Secrets of Breathing, 6 Kasım 2002:
http://news.nationalgeographic.com/news/2002/11/
1105_021106_elephantsnorkel.html

(3) Discoverychannel.com: Irene Brown, Elephant Snorkelling Secrets Unmasked, 3 Eylül 2002:
http://dsc.discovery.com/news/briefs/
20020902/elephant.html

(4) California Üniversitesi: UCSD Professor Explains How Elephants Are Able To Snorkel, 27 Ağustos 2002: http://health.ucsd.edu/news/2002/08_27_West.html

 




 

Ana Sayfa

 

www.bilgilerdunyasi.net © 2004